Küçük Kadınlar

küçük kadınlar resmi forum


Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

BURAK SAĞYAŞAR RÖPORTAJLARI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 BURAK SAĞYAŞAR RÖPORTAJLARI Bir Çarş. Şub. 11, 2009 9:19 am

yağmur90


Süper moderatör
Süper moderatör
Oyunculuğa nasıl başladın?
10 yaşından beri bu mesleği yapmayı istiyordum.Fransız okulunda okurken bir çok tiyatro festivalleri ve amatör tiyayatroları kurdular.Turnelere katıldık.Oradaki oyuncu koçlardan ders aldık.16 yaşındayken liseler arası en iyi 'Erkek Oyuncu' ödülünü aldım.Ödül almam beni biraz daha yüreklendirdi.İstanbul'a yerleştikten sonra da Gaye Sökmen ajansa gittim.Molped ve ülker rocco reklamlarında ve 'Yemin' adlı dizide rol aldım.Şu anda Küçük Kadınlarda devam ediyorum.

Neden üniversitede oyunculuk üzerine bir eğitim almadın?

Konservatuvar sınavlarına hazırlanmıştım.Hatta tekstlerime kadar her şey hazırdı.Ama son dakikada Galatasaray Üniversitesine karar verdim ve sosyoloji bölümüne girdim.

Oyunculuk üzerine bir eğitim almayı düşünüyor musun?

Kamera oyunculuğu aldım.Ama tam olarak piştim diyemem.;Oyuncu koçum Uğur Demirpehlivandan hala dersler alırım.

Annenin yapımcı olması senin diğer adaylardan 1-0 önde başlamanı sağlıyor.Peki hiç diğerlerine haksızlık olabileceğini düşündün mü?

Ailede film dünyasından biri varsa bir şekilde insanı içine alıyor.Ben doğduğum zaman zaten annem yönetmenlik yapıyordu.3 yaşından beri setlerde büyüdüm diyebilirim.Bu yüzden belkide etkilenmişimdir.Fakat bazı zamanlarda insanların anne ve babalarının bu sektörde olması çok da iyi olmuyor.1-0 önde miyim onu bilmiyorum.Ama annem ilk zamanlar çok karşı çıktı.Bu mesleği yapmamam gerktini söyledi.Fakat ben çok istiyordum.Ben çok çabuk fikir değiştiren bir insan olduğum için bana yardımetmiceğini söledi.Bende annemden habersiz Gaye Sökmen Ajansa gittim ve anlaşma yaptım.Reklamlar da oynadıktan sonra bu işi gerçekten sevdiğimi anladım.Oyunculuk gerçekten disiplin isteyen bir iş.Sabahın erken saatlerinde kalkmak, dinç olmak,setlerde belkide 24 saat çalışmak,sevmediniz zaman yapamıycanız şey.Yemin dizini annem yaptı.Bana o dizide ufak bir rol vereceğini,altından kalkıp kalkamayacağımı,işimde ne kadr disiplinli olabilcemi bakmak istedimi söyledi.Ben de set saatlerine uydum hiçbir zaman olumsuz bir şey çıkarmadım ve sonunda anneme ne kadar istekli oldumu gösterdim.Daha sonra ajansımdan Küçük Kadınlar için istek geldi.Annemin yapımcı olmasının avantajı ise bu piyasadaki çoğu kişiyi tanıyor olmam.Dezavantajı da ne yaparsam yapayım insanların insanların çoğu zaman benim torpilli oldumu düşünmeleri Ama Küçük Kadınlara kendi çabamla girdim.Zaten iyi oynamasam beni sette tutmazlar.

Kendini yetenekli olarak görüyor musun?

Ben hiç bir zaman çok yetenekliyim çok iyiyim diye bir şey söylemedim.Ama işimi severek yaptığım için galiba oda yüzüme yansıyor.

Küçük Kadınlar diziyle bie anda genç kızların idolu oldun. Bu durum hışuna gidiyor mu ?

İlk zamanlar bunları kuzenlerim takip ediyodu.Bende sonradan internetten takip edince bir kitle oluşmaya başladını gördüm.Bu kadar kısa sürede izleyenlerimin,sevenlerimin olması çok güzel bir şey.

İlerleyen zamanlarda da böyle devam etmesini ister misin?

Sadece kızlar ya da erkekler olsun,bütün kızlarbeni beğensin diye bir arzum yok.Ama tabiikide bundan sonraki projelerimde beni desteklemelerini isterim.Bir nevi onlar bizi duyuruyor.

Kendini yakaşıklı mı sevimli mi buluyorsun?

Böyle şeyler soruldunda çok utanıyorum.Ben aynanın karşısına geçip yakışıklıyım yada sevimliyim demiyorum.Ama sevimli oldumu söylüyorlar.

Önümüzdeki Zamanlarda dahil olmak istediin bir proje var mı?

Sinema filminde oynamayı çok istiyorum.İnsanlara katkıda bulunabileceğim projelerde yer almak istiyorum.Bunun yanı sıra dizi,sunuculuk gibi işler yapabilirim.

Canlandırdığın Utku Karakteriyle Burak'ın ortak yönleri var mı?

İnsanları sevmesi ve mütevaılığı olabilir.Utkuyla o konuda aynıyız.Gençliğimi belki onun gibi yaşamadım.Ama onunla benzer yönlerimiz var Ben o enerjimi ve sevimli hallerimi Utku da çok iyi gösterebiliyorum.

Akrep burcusun.Akrep burcu olanlar kinci olurlar.Sen de kin besler misin?

Kin duyar mıyım bilmiyorum. Ama asla yapılanı unutmuyorum.Karşımdaki kişiye içimde kin beslemem.Ama o kişinin bana yaptıı kötülüğü de asla unutmam.

Okul yıllarında nasıl bir öğrenciydin?

Çok haylazdım.Öğretmenlerin gözünde kötü bir öğrenciydim.Hiperaktif bir sürü olay çıkarabilcek,zar zor sınıfları geçen biriydim.O yıllara dönmek istemem.

Her hangi bir spor dalıyla uğraştın mı?

Küçüklüğümde teis lisansım vardı.Basketbol oynadım,voleybol oynadım,yüzdüm,yazları okulla birlikte deniz sporları yaptım.Ama aralarında en çok sevdiim voleyboldu.

İlk aşkını ne zaman yaşadın?

13-14 yaşında oldu.Çok kapıldım ve çok dilim yandı.

Peki şu an hayatında biri varmı?

Yok.

Hayranlarından gelen tepkiler nasıl?

Çok kibarca,nazikçe beğendini söyleyenler de, hayl güzü çok gelişmiş insanlarda var.Hepsini okuyorum.Hiç birini es geçmiyorum.


trendy dergisinden alıntı..


_________________

"About three things I was absolutely positive. First, Edward was a vampire. Second, there was a part of him, and I didn't know
how dominate that part might be, that thirsted for my blood. And third, I was unconditionally and irrevocably in love with him."
Kullanıcı profilini gör

2 Geri: BURAK SAĞYAŞAR RÖPORTAJLARI Bir Çarş. Şub. 11, 2009 9:20 am

yağmur90


Süper moderatör
Süper moderatör
ALINTIDIR

SEVENTEEN RÖPORTAJI
Küçük Kadınlar" dizisi izlenme rekorları kıradursun, biz de dizide rol alan genç yeteneklerle bir bir tanışmaya devam ediyoruz. Bu seferki konuğumuz, dizinin zengin ama gururlu yakışıklısı Burak Sağyaşar. Zamanında TRT'nin en iyi dizilerinden biri olan "Şaşıfelek Çıkmazı" 'ndan eli silahlı bir tetikçiye, ardından kızların ve yanağını sıkıştırıp "Oğlum!" diyen teyzelerin yeni gözdesine dönüşen, Armi'nin sevgilisi Burak Sağyaşar'ı tanımaya hazır mısınız?

-Oyunculuğa nasıl başladın? Biz seni nasıl tanıdık?

13-14 yaşlarındayken "Şaşıfelek Çıkmazı" 'nda oynadım. "Yemin" dizisinde de uzun süre rol aldım. Şimdi de "Küçük Kadınlar" 'dayım işte.

-Ali İl kadınlarla çalışmaktan biraz şikayetçiydi. Sende durum nasıl?

Evet. Okudum röportajınızı. Benim için o kadar zor değil aslında. Kızlar sevgilileriyle kavga ediyorlar, ayrılıyorlar veya başka sebeplerden dolayı hırçınlaşabiliyorlar. Anladıktan sonra kolay aslında, onlarla çalışmak.

-Utku'yla benzeyen yanlarınız var mı?

Hep gülümsememiz, insanlarla yakın olmamız, benziyor.

-Nasıl tepkiler alıyorsun?

Az önce yolda yürüyemedik mesela. Gelip sarılan, fotoğraf çektirenler oldu. Genelde Armi'yle aramızdaki ilişkiden bahsediyorlar. "Onu üzme!" diyorlar. Bundan önce "Yemin" dizisinden de tanıyan oluyordu ama oradaki rol, yaşım için bayağı ağırdı. Genç bir tetikçiyi canlandırıyordum. Siyahlar içinde, sakallı, silah taşıyan bir tipti. Pek de gençlerin sevmeyeceği bir roldü. "Küçük Kadınlar" 'ın Utku'su, insanların çok daha yakın bulduğu bir karakter. Teyzeler gelip sarılıyorlar, "Oğlum!" diyorlar.

-Hayalinde nasıl bir karakter yatıyor?

Kötü adamı da oynayabilirim. Türkiye'de kötü adamı hep kara kaşlı, kara gözlü, sert ifadesi olan insanlar oynuyor. Yurt dışında çok sevimli bir tip, katili canlandırabiliyor. Bence çok da etkili oluyor. Daha çok kahraman bir karakteri oynamak isterim. Ama tabii ki her teklife açığım.

-Annen yapımcı. Oyunculuk seçiminde sana nasıl bir etkisi oldu?

Üç buçuk yaşından beri setlerde koşturarak büyüdüm. Çok kişiyle de tanıştım bu arada. Ama hiçbir zaman annem bana iş bulmak için bir şeyler yapmaya çalışmadı. Hatta karşı bile çıktı. Fransız okulunda okudum. 17 yaşıma kadar asla izin vermedi bu mesleği yapmama. "Yapma bu mesleği" diyordu. Sonrasında yapımcısı olduğu "Yemin" dizisinde rol verdi ama bir yandan da bu işin çok zor olduğunu söyleyip duruyordu. Şüpheleri vardı tabii ki. Her gençte olan şeyler vardır ya; avukat olmak ister, ertesi gün vazgeçer... "Yaparsın, yapamazsın" derken yaptım. (gülüyor)

-Çocukluk hayalini gerçekleştirdin diyebilir miyiz?

Evet, kesinlikle. O yüzden de her gece rahat ve mutlu uyuyorum. 9-10 yaşlarındayken, bir gün kendimi göstereceğimi söylüyordum. Amacıma ulaştım. Şimdi iş, kendini geliştirmeye bakıyor.

-Nasıl geliştiriyorsun kendini?

İngilizce ve çok az da İspanyolca biliyorum. Ana dilim gibi Fransızca konuşuyorum. Bir şekilde yurt dışıyla çok fazla bağlantımız var. Cannes film festivalinde yer alan yönetmenlerle, yurt dışındaki yapımcılarla... Yurt dışında kurslara katılmak istiyorum. Bir yandan da Galatasaray Üniversitesi'nde okuyorum. Taviz vermeyen, çok ağır bir üniversite. Sosyoloji bölümündeyim. Erasmus Değişim Programı'yla yurtdışında da bir sene okumak istiyorum. Özel oyuncu koçlarıyla bu işi geliştirdikten sonra, dönüşüm muhteşem olacak. (gülüyor)

-Kendine vakit bulabiliyor musun?

Mümkün olduğunca eski dostlarıma vakit ayırıyorum. Onları kaybetmemeye özen gösteriyorum. Çünkü onların yanındayken rahat olabiliyorum. Dışarıda da "Utku" gibi ya da "Ben ünlü oldum" diyerek yürümüyorum.

-Öncelikle bir kızla tanıştığın zaman insanlara "Utku" nun mu, yoksa Burak'ın mı çekici geldiğini düşünüyorsun?

İnsanın gözünden anlaşılıyor. Zor bir ilişkiden çıktım. Kimin nasıl olduğunu, bana nasıl yaklaştığını anlıyorum.

-Ne bekliyorsun bir ilişkiden?

Nankörlüğe çok karşıyım. Sadık olsun, yeter.

-Bir kızda en çok dikkatini çeken şey nedir?

Gülüşü ve gözleri. İlk onlara bakarım.

-Çok zor bir ilişki miydi?

Bana çok şey kattı. Kendisinden nefret etmiyorum. Ondan bir sürü şey de öğrendim. Belki ben de ona bir şeyler katmışımdır. Ama zor bir ilişkiydi.

-En sevdiğin film nedir?

"Snatch". Kurgusu da çok hoştur.

-En sevdiğin kitap?

(sessiz bir şekilde) Ben hiç kitap okumam ki!

-İnternet mi, kitap mı diye soralım o zaman...

Bilgisayarla da aram çok yok. Okuldayken çok büyük yazarları okuttular, Emile Zola'dan Balzac'a kadar. Büyük yazarları kendi dillerinde okumak büyük şanstı. Ama mezuniyetten sonra aram kalmadı.

-Lisedeyken nasıl bir öğrenciydin?

Delikanlı derler ya, öyleydim. Çok başarılı değildim. Son sene kendimi toparladım. Benden beklenmeyen yüksek puanlar alıp mezun oldum. Ama bunun dışında devamlı müdür odasındaydım (gülüyor). Nedense okul bana okuma yeri gibi değil de, eğlence yeri gibi geliyordu (gülüyor). Grafittiler yaptım okul duvarlarına, ceza olarak yerleri süpürdüm. Orta birden lise sona kadar arkadaşlarım vardı. Büyüklerle de, küçüklerle de takılırdım. Bana diplomayı verirken, "16 yıl bu okulda okuttuğumuz ve bir türlü Fransız kültürünü aşılayamadığımız Burak'a!" dediler (gülüyor). Burak bir Adanalı olarak girdi okula ve Adanalı olarak mezun oldu. Kavga gürültüyle geçti lise yıllarım. "Mon cher" (azizim) olamadım yani (gülüyor).


_________________

"About three things I was absolutely positive. First, Edward was a vampire. Second, there was a part of him, and I didn't know
how dominate that part might be, that thirsted for my blood. And third, I was unconditionally and irrevocably in love with him."
Kullanıcı profilini gör

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz