Küçük Kadınlar

küçük kadınlar resmi forum


Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

röpörtajlar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 röpörtajlar Bir C.tesi Mayıs 31, 2008 10:13 pm

adminay


Admin
Admin
oyuncuların yapmış oldukları röpörtajlar

Kullanıcı profilini gör http://kucukkadinlar.forum2.biz

2 Geri: röpörtajlar Bir Paz Haz. 15, 2008 8:51 pm

yağmur90


Süper moderatör
Süper moderatör
İşte o küçük kadınlar

"Küçük Kadınlar" dizisi, aynı adlı sinema filminden esinlenilerek yaratılmış, yürekleri ısıtacak bir aile dizisi.

Beş kız kardeşin anne ve babalarının ölümünün ardından hayata tutunma çabalarını anlatan dizinin oyuncularından Ekin Türkmen, Hande Soral ve Fulya Zenginer’le konuştuk.

FULYA ZENGİNER

Hem rolüme hem ÖSS’ye çalışıyorum

Yeliz nasıl bir karakter?

- Biraz fazla şımarık. Zengin bir ailede doğmalıymış! Biraz deli dolu ve heyecanlı. Kardeşleri Elif ve Armağan ile çok zıt bir karaktere sahip. Her evde mutlaka bulunan bir kız Yeliz, çünkü ergenlik çağına giren herkesin huylarını barındırıyor. Kendini çok önemseyen ve güzel olduğunu düşünen biri.

Daha önceden birkaç oyunculuk deneyiminiz vardı sanırım...

- "Doktorlar" dizisinde bölüm oyunculuğu yaptım. Sonra da "İki Aile" dizisinde rol aldım.

Oyunculuk eğitiminiz var mıydı?

- Konservatuvar sınavına hazırlanırken eğitim aldım. Liseyi geçen yıl bitirdim bir sene hazırlık dönemi gibi geçti.

Bu tempoda çalışırken ÖSS’ye hazırlanmak zor olmuyor mu?

- Geçen yıldan alıştığım bir şey bu benim için. Dershanede burslu okuyan bir insan olarak derslerde zorlanmam söz konusu değil. Bu işi severek yaptığım için dersler bana ağır gelmiyor. Başka bir iş yapsaydım, iki-üç saat uykuyla durup bu tempoya katlanamayabilirdim. Yaşadığım her an insanları izliyorum. Onların tepkilerini gözlemliyorum. Bazen kendimi dinleyip hangi olaylara nasıl tepkiler verdiğimi düşünüyorum.

EKİN TÜRKMEN

Konservatuvarda çok ağladım

Canlandırdığınız Elif nasıl bir karakter?

- 22 yaşında ve en büyük abla. Önceleri prenses gibi. Klasik bir abla gibi değil ama annesiyle babası öldükten sonra o görevi almak zorunda kalıyor. Üniversite ikinci sınıfa giden bir hukuk öğrencisi. Yan köşkte yaşayan okul arkadaşı Ali ona aşık ama Elif’in haberi yok. Ali’yi hep arkadaş gibi görüyor. Okulda zengin arkadaşları var ama fakir bir ailenin kızı.

Diziye nasıl dahil oldunuz?

- Çok güzel bir hikáye ve klasik bir senaryo. "Küçük Kadınlar" filminden ilham alınarak senaryolaştırılmış bir dizi. Senaryoyu ilk okuduğumda beni gerçekten heyecanlandırdı. Dizi kadrosu da çok güzeldi, teklifi hemen kabul ettim.

Oyuncu olarak beş kardeşin içerisinde en deneyimlisi sizsiniz sanırım.

- Yedi yıldır oyunculuk yapıyorum. Armağan karakterini oynayan Hande Soral hariç, ekipteki herkesin oyunculuk deneyimi var. "Menekşe ile Halil" dizisinde oynadım en son. O dizi bittiği için "Küçük Kadınlar"ı kabul ettim.

İlk kez "Ekmek Teknesi" dizisinde karşımıza çıkmıştınız. O zamandan bu zamana neler değişti?

- Her işte bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Oyunculuğumu çok geliştirdim diyemem. Bir şeyler yapmak istiyorum ama çok seçenek yok. Öğrenirken doğallığımı kaybetmemeye çalışıyorum. Savaş Dinçel ile çalışırken bize hoca gibi birçok şey öğretirdi. Ondan sonra onun gibi insanlarla çok çalışamadım.

Okullu oyunculardansınız. Okulun gerekliliğini savunanlardan mısınız?

- Herkes konservatuvar okumalı mı, okumamalı mı hálá arada kalıyorum. Konservatuvar bazı şeyleri kazandırırken bazı şeyleri de kaybettiriyor. Kendinizi koruyup okuldan çıkmanız çok zor. İster istemez hocanız gibi oluyorsunuz. Haliç Üniversitesi’nden mezunum, Müşfik Kenter’in öğrencisiyim. İyi bir öğrenci olduğum söylenemez. Müşfik Hoca’nın böyle bir müdahalesi yoktur, siz oynarsınız, o yorum yapar. Bu açıdan okulda hiçbir sorunumuz olmadı. Ama biraz duygusalsanız, çok ağlıyorsunuz. Biz de çok ağladık, çünkü zor geçiyor. Bir şekilde eğitim almak gerekiyor ama okul gerekli mi bilmiyorum.

Dizi oyunculuğu hep eleştirilir. Siz kendinizi eleştirebiliyor musunuz?

- Bazen dizi oyuncularını çok ağır eleştiriyorlar. Benim de dizi izlerken eleştirdiğim oluyor ama sonra kendime "ne şartlar altında çalıştıklarını bilmiyorsun" diyorum. Gerçekten set şartları çok ağır. Mesela ben dizilerde oyunculuğumun yüzde 20’sini bile gösteremiyorum.

Bu yaza başka projeler de sığdıracak mısınız?

- Ben bir seneliğine Amerika’da eğitim almaya gidecektim. Ama bu iş gelince erteledim. Özel hayat kısmında ise benim için her şey oyunculuğa hizmet ediyor. Yaşadığım ilişki, yolda yürürken, iyi ya da kötü bir haber alırken, sanki bir kamera varmış ve kendimi izliyormuşum gibi hissediyorum.

HANDE SORAL

Komedi Dükkanı’nda keşfedildim

Armağan nasıl bir karakter?

- Armağan ya da dizide sıkça duyacağınız lakabıyla Armi, lise son sınıf öğrencisi. Erkek gibi büyümüş, sokaklarda futbol oynayan, bisiklete binen, agresif, çabuk parlayan ve haksızlığa tahammülü olmayan bir karakter. Hiç aşık olmamış bir kız. En küçük kız kardeşine çok bağlı.

İlk kez bir dizide rol alıyorsunuz. Nasıl keşfedildiniz?

- "Komedi Dükkanı" programına seyirci olarak gittim. Seyircilerden birini sahneye istediler. Ben de hazır gitmiştim, çantam elimde bekliyordum. Birini istediklerinde çıktım sahneye. İzleyenler ve yönetmen de beğenince normalde beş dakika oynamam gerekirken, 45 dakika sahnede kaldım. Dizinin cast’ını yapan ajans şans eseri programı izleyince kendimi bu dizide buldum.

Bu ilk oyunculuk deneyiminiz değil herhalde...

- Daha önce çocuk oyunlarında yer aldım. Tiyatro eğitimim de vardı ama oyunculuk istememe rağmen başka alana yöneldim. Üç aydır Plato Film’den oyunculuk eğitimi alıyorum. Boğaziçi Üniversitesi’nde psikoloji okuyorum. Okuduğum bölüm de aslında oyunculuğa yabancı değil.

Setleri nasıl buldunuz?

- Daha bir bölümlük bir tecrübem var ama çok yorucu olmasına rağmen sevdiğiniz için katlanıyorsunuz. Setten çıkıyorum, uyumadan okula gidiyorum.


_________________

"About three things I was absolutely positive. First, Edward was a vampire. Second, there was a part of him, and I didn't know
how dominate that part might be, that thirsted for my blood. And third, I was unconditionally and irrevocably in love with him."
Kullanıcı profilini gör

3 Geri: röpörtajlar Bir Ptsi Haz. 16, 2008 11:04 am

ezzgiii


Set görevlisi
Set görevlisi
röp ler için teşekkürler hepsi çok gsl

Kullanıcı profilini gör

4 Geri: röpörtajlar Bir Ptsi Haz. 16, 2008 11:06 am

yağmur90


Süper moderatör
Süper moderatör
ezzgiii demiş ki:röp ler için teşekkürler hepsi çok gsl
saoll cnm Very Happy
siz de röportaj bulursanız oyuncular hakkında ekleyebilirsiniz Razz


_________________

"About three things I was absolutely positive. First, Edward was a vampire. Second, there was a part of him, and I didn't know
how dominate that part might be, that thirsted for my blood. And third, I was unconditionally and irrevocably in love with him."
Kullanıcı profilini gör

5 Geri: röpörtajlar Bir Salı Haz. 17, 2008 11:50 am

yağmur90


Süper moderatör
Süper moderatör
Ekin Türkmen'in eski bir röportajı

Ekin Türkmen’i biraz tanıyabilir miyiz?
1984 İzmir doğumluyum, 3 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Haliç Üniversitesi Konservatuarı Tiyatro Bölümü 3. sınıfta okuyorum. Çocuktum buraya geldiğimde, Osman Sınav; “Bir dizi yapıyoruz, adı ‘Ekmek Teknesi’, oynar mısın?” dedi. Tamam dedim, topladım her şeyimi geldim buraya… Tabi ki bu kadar kolay olmadı. Ailem, gerçi alışkındır özgür kız Ekin’e ama, “Bu kadarı fazla” dediler. Bir toplantı yapıldı. Biz iki kardeşiz, bir de kız kardeşim var. Babam ve annem, bizi kararlarımızda özgür bırakır ama olumlu, olumsuz neler yaşayacağımızı da uzun uzun anlatırlar. Onaylamasalar da yanımızdadırlar ve mecburen buraya gelmeme destek oldular. Hala telefonda ağlar babam ‘gelmiyor musun?’ diye.

Osman Sınav’la nasıl tanıştınız?
İzmir’li modacı Ertan Kayıtken çok sevdiğim özel insanlardan birisidir. Beni çok beğenirdi ve bir ışığım olduğuna inanırdı, onun aracılığı ile oldu.

Peki tanıştırılacağınız zaman oyunculuk aklınızda var mıydı?
Hayır yoktu. Eğlenceli olabilir diye düşünmüştüm, ki başta çok keyifliydi. Ta ki konservatuvara girene kadar. Ne zaman ki okula girdim, “Ben ne yapıyorum” dedim. Çok zor bir işe kalkışmışım, ama kanıma çoktan karışmıştı ve o keyif, endişeye dönüştü en sonunda “ben beceremiyorum” dedim. Tam o sıralarda Zeki Demirkubuz bir film teklifinde bulundu, konuştuk uzun uzun. Çok mutlu ve umutlu bir şekilde ayrıldım oradan ve “yapacağım bu işi” dedim.

O zamanlar eğlenceli diye başladığınız bu işin ciddiyetine hemen varmışsınız. Sizi yönlendiren oldu mu?
Yönlendirmek değil ama çalıştığım ekipte Sermin Hürmeriç, Savaş Dinçel, Mehtap Bayri gibi çok özel insanlar vardı ve bana oyunculuğun nasıl ciddi bir iş olduğunu, nasıl bir disiplin gerektirdiğini gösterdiler. Benim olayın ciddiyetini kavramama neden oldular ve eğitimini almaya karar verdim.

Demek ki oyunculuk artık geçici bir heves değil, kararlı olduğunuz meslek oldu?
Evet, başarılı bir oyuncu olmak istiyorum.
Son dönemde neler yapıyorsunuz? Çalışmalarınız nasıl gidiyor?Son dönemde yayınlanan reklam filmleri dışında 'Acı Hayat' devam ediyor. Tatil dönemi bittikten sonra yeniden çekimlere başlayacağız. Çok uyumlu bir ekiple çalışıyoruz ve büyük keyif alıyorum.

Başka hedefleriniz var mı?
Şöyle söyleyebilirim, hedefim 2010 yılında şurada olmak ya da burada olmak gibi sınırlar dahilinde değil. Her gün kendimi aşmak, öğrenmek, öğrenmek öğrenmek…

Dizilerle oyunculuğunuzu geliştirebileceğinize inanıyor musunuz?O
oyunculuk yolda giderken bile birilerini gözlemleyerek geliştirilebilecek bir şey. Benim için her şey bir malzemedir. Hepsini cebime koyuyorum. Gerektiğinde kullanıyorum.

Türk Sineması’nın son durumunu değerlendirir misiniz bir oyuncu olarak?
Oyuncu olarak bir sürü projenin olması çok sevindirici. Abdullah Oğuz, Çağan Irmak, Fatih Akın, Zeki Demirkubuz, Ferzan Özpetek gibi yönetmenlerin filmlerinin daha çok olması oyuncu olarak da izleyici olarak da mutluluk verici olurdu. Bugüne kadar hemen hemen bütün Türk filmlerini izleyen iyi bir izleyici olarak tüm Türk filmlerinin izlenmesini diliyorum. Her ne kadar düşük bütçelerle bir şeyler yapılmaya çalışılsa da Türk Sineması’nı çok başarılı buluyorum. Hele bir de Hollywood filmleri bütçelerine sahip olsa Türk yapımcılar, kim bilir neler yapılır neler! Çünkü çok değerli senaristler, yönetmenler ve oyuncular var Türkiye’de. Bunun için de izleyici Türk sinemasına giderek destek vermeli.

Spor ve dansla aranız iyi. Oyunculuğunuza katkısı oluyor mu?
Çocukluğum boyunca spor ve dansla uğraştım. Caz dans yapan bir gurubumuz vardı, tango yapıyorum bir de uzun zaman buz pateni yaptım. Oyunculukta her şey bir artıdır.

Oyunculukta kural tanır mısınız?
Projelerde çok seçiciyim zaten, kurallarım var, onları yıkacak kadar değerli bir proje olursa bilemem tabii. Bertolucci teklif ederse kurallarım var demem : ))

En beğendiğiniz yerli yabancı oyuncular? Kiminle aynı projede yer almak istersiniz?
Bennu Yıldırımlar, Sanem Çelik, Engin Günaydın, Uğur Yücel, Şener Şen , Bülent Emin Yarar, Marlon Brando, Julitte Binoche, Johnny Deep, Eva Green, John Malcovich ilk aklıma gelenler. Bennu Yıldırımlarla oynamayı çok isterim.

Teknoloji ile aranız nasıl? İnterneti kullanıyor musunuz?
Fena değil… İnterneti kullanıyorum fakat chat ya da oyun için değil msn’de bile 15 dakika sabredebiliyorum. Genelde haber almak ve araştırmak için kullanıyorum, gazete okumuyorum internetten takip ediyorum.

Türkiye’de merak ettiğiniz şehirler var mı?
En sevdiğiniz şehir hangisi?Doğuyu merak ediyorum ve seviyorum. Mardin özellikle...

Çalışmadığınız zamanlarda yapmaktan keyif aldığınız şeyler nelerdir?
Arkadaşlarımla birlikte olmayı seviyorum, yalnızken yazıyorum, bir şeyler okuyorum, evde film izliyorum, uyuyorum bol bol.

Vakit geçirmekten hoşlandığınız özel mekanlar var mı?
Dışarı çıktığınızda nerelere gidersiniz? Evde olmayı çok seviyorum arkadaşlarımla, evcilik gibi ben onlarda onlar bende. Gece çıktığım zaman Mojo ve Babylon tercihim. Bazen Ara Cafe, Smyrna genel olarak Beyoğlu diyebiliriz

Modayı takip eder misiniz? Bakım yaptırma konusundaki düşünceleriniz nedir?
Modayı takip etmem hatta nefret ederim! Bakım konusunda titizimdir özelikle cilt, çünkü her gün makyaj yapıyoruz, çok yıpranıyor cildimiz.

En sevdiğiniz yemekler hangileridir? Sağlıklı bir beslenme için nelere dikkat ediyorsunuz?
Lahana sarmasına bayılırım ama annem yapmalı. Bütün Türk yemeklerini çok seviyorum özellikle Ege zeytinyağlıları. Çin, Meksika, İtalyan mutfağını da çok severim. Sağlıklı beslenemiyorum İstanbul’da yalnız yaşamaya başladığımdan beri. Ama asla kola içmem. Hiç kilo probleminiz oldu mu? Kilonuzu korumak için özel bir şeyler yapar mısınız?Kilo problemim olmadı, genetik olarak doğum yapana kadar kilo almıyoruz. 38 bedenim hep. Çok abartırsam bir süre gece yemiyorum sadece.

Diyet ürün tüketiyor musunuz? En sık tükettikleriniz hangileridir?
Diyet yapmak için değil çünkü yapmıyorum, ama tadı güzel o yüzden tüketiyorum.


_________________

"About three things I was absolutely positive. First, Edward was a vampire. Second, there was a part of him, and I didn't know
how dominate that part might be, that thirsted for my blood. And third, I was unconditionally and irrevocably in love with him."
Kullanıcı profilini gör

6 Geri: röpörtajlar Bir Perş. Haz. 26, 2008 8:14 pm

sunny


Set görevlisi
Set görevlisi
saoll

Kullanıcı profilini gör

7 Geri: röpörtajlar Bir Salı Tem. 22, 2008 11:20 pm

bu-rockçı_pessimist


Set görevlisi
Set görevlisi
saoll tskkrlr

Kullanıcı profilini gör

8 Geri: röpörtajlar Bir Çarş. Tem. 23, 2008 3:17 pm

betul


Set görevlisi
Set görevlisi
çok teşekkrüler ne güzel cevap vermişler Very Happy

Kullanıcı profilini gör

9 Geri: röpörtajlar Bir Çarş. Tem. 23, 2008 6:25 pm

yağmur90


Süper moderatör
Süper moderatör
rica edeirmmm Very Happy


_________________

"About three things I was absolutely positive. First, Edward was a vampire. Second, there was a part of him, and I didn't know
how dominate that part might be, that thirsted for my blood. And third, I was unconditionally and irrevocably in love with him."
Kullanıcı profilini gör

10 Geri: röpörtajlar Bir Paz Ağus. 31, 2008 6:05 pm

k.kadınlar


Miss moderatör
Miss moderatör
Seyirci olarak gittiği “Komedi Dükkanı”ndan oyuncu adayı olarak çıkan Hande Soral, şimdi “Küçük Kadınlar”da büyük sorumluluk taşıyor. Hedefleri çok büyük ama önce üniversiteyi bitirmek istiyor.

”Küçük Kadınlar” dizisi ilk göz ağrınız... Kim bilir; yıllar sonra bu ilk denemenizi hatırlayıp gülümseyeceksiniz belki de! Ama öncelikle sizi tanıyalım istiyorum, kimsiniz siz?

21 yaşındayım. Bursa İnegöllüyüm. Babamın tarafı Makedonyalı, anneannemler Bulgaristan’dan gelmiş; biraz karışık yani... Bütün akrabalarımız Bursa’da oturuyor. Bilgi Üniversitesi’nde burslu okuyorum. 4’üncü sınıf psikoloji öğrencisiyim. 3 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Üniversite sınavlarında dokuz tercih yaptım, tek istediğim psikoloji bölümünü kazanmaktı.

Neden psikoloji?

Lise 1’de bir rehberlik öğretmenim vardı. 2’inci sınıf için bölüm seçmemiz gerekiyordu, hocamla konuştuk. Onunla öyle bir sohbet ettik ki, ikimiz de odadan çıktığımızda ağlıyorduk. O an karar verdim ve “Ben de psikoloji okuyacağım” dedim. Öğretmenim de bana elini uzattı “Hoş geldin aramıza” dedi. Türkçe- Matematik bölümünü seçtim ben de...

Hala görüşüyor musunuz?

Görüşmek istiyorum ama koptuk. Beni bıraktı, Kıbrıs’a yerleşti o. Benim psikoloji eğitimi almamın sebebi o öğretmenimdir.

Kendinizi bir psikolog gözüyle analiz eder misiniz?

İnsanlarla ilişki kurarken her zaman mesafem olmuştur. O mesafe çok gerekli çünkü. Eğer bunu yapmazsanız karşınızdaki size kırıcı olabilir ve siz de yaralanabilirsiniz. Mesafeli oluşum insanlardan yara almamamı sağladı. “İnsanları hemen tanırım” gibi bir iddiam yok. İnsanoğlu çok karışık bir yapı, çözebilmek mümkün değil.

SAHNEYE HAZIRDIM ASLINDA

Peki ya oyunculuk?

Her şey “Komedi Dükkanı”yla başladı...

Nasıl yani?

Oyunculuğu bilinçli bir şekilde seçmedim. Sadece oyunculuğu istedim. Lisede başarılı bir öğrenciydim. Konservatuara girmek için barajı geçmek yeterli oluyor, herkes bana, “Başka bir bölüm seç, oyunculuğu okulunu bitirdikten sonra nasılsa hobi olarak da yaparsın” dedi.

Ben de onları dinledim ve dedikleri gibi de oldu. Psikoloji bölümünü seçmemdeki sebep herhalde oyunculuğu içinde barındıran bir meslek olduğu içindi. “Komedi Dükkanı”na gelince, izlemeye gitmiştik, arkadaşımla birlikte. O sahneye çıkmaya hazırdım aslında. “Sahneye gelmek isteyen var mı?” diye sorsalardı, elimi kaldırırdım. Ama sormadılar, ben çıktım. Tolga Çevik, “Titanik” adlı sinema filminin sahnelerini canlandırıyordu. Bir kız gerekti, ben de sahneye fırladım. Gönüllü oldum; bir tek ben istekliydim zaten.

Heyecan yok muydu?

Heyecanlandım tabi ama bunun tek sebebi Ses Tiyatrosu Sahnesi’ne çıkmış olmamdı. Anlatılmaz bir duyguydu. Tolga Çevik’le aynı sahnede oluşumuz ilk beş dakika beni heyecanlandırdı sonra o heyecan birden dindi... Tolga’nın sıcaklığı beni hemen rahatlattı. Tolga’yla çok iyi bir uyum içerisinde bütün bir bölümü birlikte çektik. Asıl dediğim gibi kalp atışlarımın hızlanmasının sebebi benden önce o sahnede kimlerin ayak basmış olduğunu düşünmemden kaynaklandı.

Tolga Çevik’le o olaydan sonra hiç karşılaştınız mı?

Geçen gün Kuruçeşme Arena’da karşılaştık. Eşi de yanındaydı, “Bizi ağlatıyorsun” dediler, çok mutlu oldum.

Neden sizden etkilendiler dersiniz?

Anladığım kadarıyla; rahatlığım, kendime güvenim ve söylenenleri çabuk algılamam onları etkileyip şaşırtmış...

Dizi teklifini nasıl aldınız?

Oyundan çıkarken “Komedi Dükkanı”nın yapımcısı ve yönetmeni Fırat Bey beni yanına çağırdı. Görüşmeye gittiğimde fark ettim ki, beni oyuncu sanıyorlar. “Oyuncusunuz değil mi?” dediler, “Hayır” dedim. “Bu işi yapmak ister misiniz?” dediler, “Neden olmasın” dedim, ama hiç de şaşırmadım. Sinan Çetin’le tanıştım. Çok rahattım. Hiçbir şeyi yadırgamadım. Heyecan yoktu. O gün bana, “İstersen burada hemen eğitime başla” dediler. Sınıfa indim ve Ayla Algan’ın dersine katıldım. Oraya aittim. Ben yeniliklere çok çabuk adapte oluyorum. “Şans” diye buna denir işte... Herkesin başına gelmez bu... Çok enteresan bir olay. Torpil yok, tamamen şans...

‘OYUNCU PSİKOLOĞU OLMAK İSTİYORUM’

İleride asıl mesleğiniz hangisi olacak, psikologluk mu, yoksa oyunculuk mu?

Asıl mesleğim psikoloji. Oyunculuk şimdi devam ediyor ama geleceği kestiremem. “Küçük Kadınlar”da oynadığım rol çok sevildi. İnsanlar yavaş yavaş beni tanıyor. Oyunculuk beni cezbediyor ama psikolojinin yeri bende farklı... Elimden geldiğince her ikisini de birlikte götürmeye çalışacağım. Daha 21 yaşındayım ve enerjimin en yüksek olduğu bir dönemdeyim.

Okul bittikten sonra bir ofis kurup, başvuranlara psikolojik destek verecek misiniz?

Türkiye’de psikoloji eğitimi aldıktan sonra muayenehane açamıyorsunuz, yüksek lisans yapmam lazım bunun için Ön Lisansımı yurt dışında yapmak istiyorum ama oyunculuk yaparken bunu gerçekleştirebilmem çok zor. Oyunculuğa ara vermem lazım, bu da benim için zaman kaybı demek. Türkiye’de yapmaya kalksam, iki işe de yetebilir miyim, bilmiyorum ama ileriki zamanlarda yüksek eğitimimi de tamamlayıp psikolog olarak muayenehane açmak istiyorum tabii...

Aslında ben oyuncu psikoloğu olmak istiyorum. Oyuncuların psikolojileri çok bozuk, onların psikoloğa ihtiyaçları çok fazla... Bu işi bildiğim için şimdi neler yaşadıklarını daha iyi anlıyorum.

Aileniz sizi bu konuda destekliyor mu?

İkiz kardeşlerim var. Biri kız diğeri erkek... 17 yaşındalar. Annem babam da çok genç. Annem 39, babam 49 yaşında... Ailecek arkadaş gibiyiz. Onlar her zaman arkamdalar. Onlar olmasa bu kadar kolay karar veremezdim zaten.

PLATONiK ASK YASAYAMAM

Güzel bir kızsınız, çevrenizdeki insanların ilgisine alışık mısınız?

Evet, ilkokuldan beri herkes benim etrafımdaydı. Aslında o yaştaki bir çocuk için hiç güzel bir şey değil. Eve gelip ağladığımı bile biliyorum. Çocukluğunuzu yaşayamıyorsunuz. Herkesin gözü sizin üzerinizde oluyor. Hiçbir şey yapmasanız da çocuk güzelliğiniz var.

Hayranlarınız da fazladır?

Benim, bilip bilmediğim bir sürü erkek vardı etrafımda... Aşk mektupları yazarlardı. İçinde "Seni Seviyorum" yazardı.

Hiç platonik bir aşk yaşadınız mı?

16 yaşındaydım. İlk aşkım platonikti, benden dört yaş büyüktü. O bana açıldı sonradan, bu kez gerçekten aşık oldum. Bir daha da platonik aşk yaşayamam. Çünkü, içi dışı bir insanım. Bir aşk ya olmalı ya da olmamalı. Muallak da kalmamalı...


_________________
Kullanıcı profilini gör

11 Geri: röpörtajlar Bir C.tesi Ara. 27, 2008 8:11 pm

hayrun


Set görevlisi
Set görevlisi
evet....röpörtajda gerçekten çok gsl cvplar cvermişlerrrrr

Kullanıcı profilini gör

12 Geri: röpörtajlar Bugün 2:18 am

Sponsored content


Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz